kızıl deniz (kahve)
Bir gün umutsuz bir romantik olmayı bırakacağım
Alışkanlık edinmişsem de bırakacağım
Ancak o gün bu gün değil
Çünkü bu sabah uyandığımda aklım senin ismini haykırıyordu
Güneşin doğuşunun kemikleri titreten soğuğunda, kuşların güzel ama yersiz haykırışlarında
Sesim sana ulaşmaya çalışırken
Miller ve millerce uzaklara
Aklın beni duyamayacak kadar meşgul ise bile
Kalbim kırılıyordu
Senin bir araban var ve biz ormanın içine sürüyoruz
Bunu hayal ettim hep, bir elin viteste
Bir elim elinin üstünde
Sen camdan dışarı bakarken
Ben biraz daha uzağa bakıyor olabilirim, sevgilim
Bir sabah uyanıp senin yanında olduğumu görmüş olabilirim
En sevdiğin ağacın yanından geçtik, bana aklında ne varsa anlatıyorsun
Sanırım o sırada karşılıklı oturup kahvaltı ettiğimizi hayal ediyorum çünkü ailen evde değil ve sen beni çağırıyorsun
Odanın yolunu bulmak zor değil çünkü her gece aklımda dönüp duruyorsun
Sanırım biraz fazla uzağa bakıyorum, fazla yükseklere dalmışım
Çardaktan ayaklarını sallandırırken bir şeylerin ters gittiğini anlıyorsun
Boynunda bir doğum lekesi var
Senin güzel olmadığına inandırmışlar seni
Ben bile o altı harfli kelimeyi seninle aynı cümlede kullanamazken
O kızıl denizde görmeleri gerekeni görememişler
Ben ise kucak açan bir yuva görüyorum
Daha önce gördüğüm hiçbir denize benzemiyor
Ya da hiçbir okyanusa
Ya da herhangi bir kara parçasına
Boğulmuyorum
Aksine batıp çıkarken her seferinde biraz daha akıllanıyorum
Bu yüzden bir gün sesini özlemeyi bırakacağım
Duyamamak nasıl canımı yakıyorsa
Mesela güzel bir haber aldığın günün akşamı ağlayarak uyumak kadar
Hatırlayamamak da bir o kadar
Ne yapardım
Ya da yapmazdım
Yeniden duymak adına



